Edebiyat

Edebiyat

28 Temmuz 2020

Bir yük koymuşlar insanoğluna. Adına “Güçlü Olmak” demişler… Öğretmişler bunu bizlere. Özendirip, imrendirmişler. Küçüklükten beri örnek göstermişler. Farkında olmadan imrendiklerimizle beraber güçlenmişiz. Fıtratımızın kaldırabildiği tüm yükleri fazlasıyla taşımayı görev bilmişiz. Yüklerimizden dolayı yorulunca etrafımızdakileri kıranlarımız olmuş, yükleri sebebinden ağlayanlarımız, için için haykırsa da yüklerini bir nebze bırakmadan içerleyenlerimiz olmuş. Kendimizi bile tanıyamaz olmuşuz. “Sahi en çok neyden hoşlanırdım? En çok neye sevinirdim? En çok neye kahkahalarımı eşlik ederdim?!” Diye sorgular olmuşuz. Yüklerimizin ağırlığında hayatımızdaki ‘en’leri unutmuşuz. Hayat bu ya ‘en’lerimizi bulmak yerine,bir çocuğun gülüşünde ki masumiyeti ‘en’ saymışız. İnsanız ya işte. Karmakarışık duygularla yüklerimizin ağırlığını dağıtmaya çalışmışız.Ve bir gün biri yükünü paylaşmak için el uzatsa bile;duyguların karmaşıklığından,yorulmuş bir hayattan,omuzlarında nasırlaşmış ağırlığından tutamamışız.Sanmışız,sandırmışlar ki bizi;yükünü paylaşırsan güçlü olamazsın. İmrenmezler sana. Taktir etmezler mesela. Maratonu en son bitireceğini anladığında yürümeyi seçenlerden olursun demişler…Oysa ki koşmaktan yorulduğunda yürümek doğal bir eylemmiş. Yaratıcının verdiği sorumluluklar değil,insanların yüklediği yükler ağır gelirmiş insana. İçten gülüşleri insanoğlu söndürürmüş. Büyüme maceramızda insanların öğrettikleri de yanlış olurmuş. Kendini tanıma yolculuğuna hiç başlayamamış koca koca insanlar olurmuş. Herkesin bir birey olduğunu kabul edenlerimiz çoğalıp,bireyin anlamını bilmeden birey havasında dolaşanlarımız çoğalırmış. Öğretilen değil,yaratıcının kurallarını öğrenenlerden olabilmek en doğrusuymuş…..Nesibe Özkiraz 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply